MEHMET NURİ KESKİN
“Sıkıntılar, Sırlar, Sanrılar” adlı öykü kitabımda yer alan bu anı-öyküyü KESKİN teyzenin aramızdan ayrılışı vesilesiyle yayınlıyorum. Onun bana zor ve tehlikeli anlarda, “sıkıştığında çekinme gel&...
“Sıkıntılar, Sırlar, Sanrılar” adlı öykü kitabımda yer alan bu anı-öyküyü KESKİN teyzenin aramızdan ayrılışı vesilesiyle yayınlıyorum. Onun bana zor ve tehlikeli anlarda, “sıkıştığında çekinme gel&...
Salının Akşam Vakti (Zilli’nin Günlükleri-I)
Geçmişimi anımsıyorum. Geçmişim şimdime binmiş anımsıyor beni. Yoğun duygu zerreciklerinin işgaline uğramış gibi anımsıyor.
To...
Gönüllü çalışmanın hali başkadır. Gönüllü çalışma, yaşamın bengi suyudur. Ben kendimi gönüllü çalışma ile kurdum. Kurabildiysem tabi. Bunda hem benim, hem de S&...
ANALIĞIM
Analığımdı. Daha fazlasıydı. Izdırap gibi bir şeydi. Farklı bir ızdırap. Yaşam sevinci vardı ızdırabında. Gece gündüz didinir, çalışırdı. Sağıncıydı. Sürü sahiplerinin ineklerini, koyunlarını...
MEHMET AKİF ERSOY’UN OĞLU
EMİN
Seksen yaşında, ilginç bir kocakarıyla tanıştım bugün. Beyoğlunda, Galatasaray lisesinin önünde, dört tekerlekli bir tezg...
DAYIKE
Ben kendimi bildim bileli kılam söylerim, stran söylerim. Sakallı dengbejler, çocukken beni severlerdi. “Gel otur, hele bir başla Zerê,” derlerdi. Elimi kulağımın dibine kor başlardım....
Kumaşi dediler bana. Aşağı kadın yani. Anam bezden bebek dedi. Çok şey dedi babam. En çok da, boşluk taşı dedi. Küçümsediği için değil. Boşluğa anlam veren, boşluğu boşluğuna pişman etmeyen taş yani…&nb...
Dönem güzeldi. Kitap duygumuz daha güzeldi. Küçülmüş, güç kazanmış, cebimize girmiş bir evren gibiydi her kitap. İbo, yoğun okuyan, mücadelenin sürekliliği ile okumanın süreklil...
Köyün dışında, iki büyük kayanın arasında, küçük ahşap bir evde oturuyorlardı. Odun sobasının her iki yanında birer kerevet vardı. Birine Şadan Usta, diğerine ise Anşa kadın yerleşmişti. Ben, sobanın &ou...
Anası balıkçı Raziye’nin sanki hık deyip burnundan düşmüştü. Onun da anasınınki gibi kaşları gür, alnı dardı. Halat kancasını andıran bir burnu vardı. Kafasında fazla bilgi yoktu ama ifade tarzın...
Habib Hoca, ölen anasının gözbebeği gibi koruduğu, Ishak Şimmes Hindi zamanından kalma, nakışlı, ince bir Süryani keçesine uzanmıştı sırtüstü. Akıl öksürükleri, kaşıntılar, boş haya...
Kalkıp o güzelim beldeye gideceğim. Giderken sevgilime nasıl bir hediye götürmeliyim. Bahtin’den, Barthes’ten veya Kafka’dan bir kitap götürsem? İlk ikisinden birkaç kitap okumuş ama Kafka’yı...
Altın Islık Kuşu, mavi deltaların ve lagünlerin bulunduğu bölgeyi gelin tülü gibi saran tropik sisin dağılmasını bekledi. Tatlı ve tuzlu suların güçlü gelgitlerle sarmaş dolaş olduğu açık koydan ç...
Ben bu kadını fehmedemedim bir türlü. Altmış yaşında. Güzel. Kabir azabından azad olmuş gibi geziniyor. Yüzünde benlik bilincinin ürkütücü sancıları, doluluk ve güven telkin eden ezoterik ışıltılar...
Seksen beş yaşında, dipdiri. Önünde domuz söğüşü. Püreli rosto. Zencefilli kurabiye. Mekânla kurduğu bağları koparıp atmış. Buna rağmen bazen beni şaşırtıyor, gereğinden fazla düny...
Hareket halindeyim.
Sınırın her iki yakasında, aynı anda yaşıyor, görünen her şeye aynı anda bakıyor ve hiçbir şey göremiyorum. İrfan sahibi bir kadın olduğumu söylüyorlar, ama alık, avanak, andaval diyenl...
Dayak karton &uum...
Kazmanın, lambanın ve romanın üretken gücü eşliğinde beni yedi kat yeraltına indirdiğin için müteşekkirim sana Enver Karahan. Kolaj çalışmalarında görsel ve düşünsel bir inceliği yakalamış olm...
TEK GÖZLÜ KIZ
Ben bu kızı bir köyde gördüm. Tek bir gözü vardı. Bakmanın verdiği güçle inadına büyümüştü. Kirpiklerin gölgesinde kehribar karası bir göz. Su kaplar...
Branda bezi üzerine karışık teknik
60-90 cm
Bez üzerine akrilik
40-40 cm
Karton üzerine kolaj
28-38 cm
Magazin üzerine akrilik
26-36 cm
Magazin üzerine akrilik
35-25 cm
Magazin üzerine akrilik
26-36 cm
Bez üzerine yağlı boya
40-60 cm